Burada ne bulacaksınız
Broşür PDF'leri, temel özellikler ve ilgili modellere bağlantılarla yıllık arşiv sayfaları.
Broşür PDF'leri, temel özellikler ve ilgili modellere bağlantılarla yıllık arşiv sayfaları.
Orijinal üretici materyalleri, ekipman ve seçenekleri tam olarak sunulduğu gibi belgeler.
Arama veya yıl tarayıcısını kullanın. Her broşür kartı tam PDF indirmeye bağlanır.
Ayrıntıları görmek ve broşürü indirmek için bir yıl açın.
Holden 48-215, 1948'de Avustralya pazarına gelen ilk yerli üretim otomobil olarak, ülkeye ulaştığında güçlü bir mesaj taşıyordu. Motoru 2,1 litrelik altı silindirli, 60 beygir gücü üreten tasarım, ithal araçlara karşı yerel bir alternatif sundu. Türk pazarına erişim sınırlı olsa da, Avustralya'da güvenilirliği ve pratikliğiyle tanındı.
2015 yılında Yeni Zelanda pazarına gelen Cascada, Holden'ın kabriolet segmentindeki stratejik hamlesi olmuştur. 1,6 litrelik turboşarjlı motor 170 beygir gücü sunuyordu ve altı vitesli otomatik şanzıman ile eşleştirilmişti. Holden, bu açık üstlü modeli yerel servis ağı ve erişilebilir fiyatlandırma avantajıyla Avrupalı rakiplerine karşı konumlandırıyordu.
Cascada 2016 dört trim seviyesiyle sunulmuştu: giriş modeli, orta seviye ve iki üst varyant. Turboşarjlı 2,0 litrelik motor 170 kW güç üretiyordu, şehir içi ve otoyol kullanımı için yeterli performans sağlıyor. Türk pazarına hiçbir zaman ulaşmasa da, Avustralya'da elektrikli açılır çatısı ve opsiyonel deri döşeme sunuluyordu.
EJ serisi 1963 yılında Holden'ın Avustralya pazarına sunduğu pratik bir aile otomobili olarak konumlandırıldı. Altı silindir motoruyla 95 beygir gücü sağlayan model, uzun mesafelere ve zorlu coğrafyaya uygun tasarımlanmıştı. Yerel üretim altyapısı ve servis ağı, Avustralya'da yerleşik bir marka olarak Holden'ın güvenilirliğini pekiştiriyordu.
FB serisi 1960'ta Avustralya pazarına ulaştığında, Holden'ın altı silindirli 2,3 litrelik motoru 80 beygir gücüyle uzun mesafeler için güvenilir bir seçim sunuyordu. Daha sonra Türkiye'ye gelen ikinci el örnekler, mekanik sadeliği ve bakım kolaylığı nedeniyle takdir edildi. Gövde seçenekleri—sedan, utility, panel ve station wagon—pratik bir yaklaşımı yansıtıyordu.
FE serisinin 1957 yılında Avustralya pazarında sunulan versiyonları arasında dört kapılı sedan, station wagon ve iki kapılı coupé yer alıyordu. Tüm varyantlar 2,3 litrelik altı silindirli motorla donatılmıştı ve 132 beygir gücü üretiyordu. Türkiye'ye bu tür araçlar nadiren ulaşsa da, Holden'in yerel üretim modeli, kendi ülkesinin otomotiv bağımsızlığının sembolüydü.
FJ serisinin 1954 yılında Avustralya pazarına girişi, ülkenin otomotiv endüstrisinin ilk tamamen yerli geliştirme projesi olarak önemli bir dönüm noktasıydı. Altı silindirli, 2,2 litrelik motor 104 beygir gücü sağlıyordu ve Avustralya iklimi ile yollarına uyarlanmıştı. İthal edilen İngiliz sedanlarına karşı güçlü bir alternatif sundu.
Holden HD serisi 1965 yılında Avustralya pazarına sunulduğunda, ulusal üretimin gücünü temsil etmekteydi. 2,9 litrelik altı silindir motor 120 beygir gücü üretiyordu, günlük kullanım ve uzun yolculuklar için yeterli performans sağlıyordu. Tasarım Amerikan ilkelerini takip ederken, Avustralya'nın yerel otomotiv ihtiyaçlarına uyarlanmıştı.
HR, 1966 yılında Avusturalya pazarına giriş yaptığında, yerel üretim ve aile odaklı tasarımı ile tanındı. Altı silindir motor 2,85 litre hacimle 120 beygir gücü sunuyordu. Holden, Avustralya yolları için güçlendirilmiş şasi ve daha iyi süspansiyon sağlayarak, güvenilir bir aile otomobili sundu.
Grange 1999 Türkiye pazarına girmesi sınırlı kaldı; sedan, break ve coupé varyantları 5,7 litrelik V8 ile 215 kW güç sunuyordu. Holden'in bu modeli, Avrupa ve Japon markalarının egemen olduğu pazarda, fiyat avantajına rağmen uzun vadeli destek endişeleri nedeniyle ilgi görmedi. Türk ithalatçılar ve müşterileri, yetkili servis ağının eksikliği nedeniyle daha tanıdık markaları te
Yeni Zelanda pazarına 2015'te gelen Insignia, 1,6 litreli turbo motoruyla 170 beygir sunuyordu. Opel platformunun Türkiye'deki montaj deneyimi, bu aracın kalite ve dayanıklılığına olan güveni artırmıştı. Sedan, station wagon ve coupé varyantları arasından seçim yapan müşteriler, Avrupa mühendisliği ve makul fiyatlandırmanın kombinasyonunu değerlendiriyordu.
Kingswood 1970'in 5,0 litrelik V8 motoru 215 beygir gücü sağlıyordu ve Türk pazarına ulaşan nakliye araçları arasında güvenilir bir seçim olmuştur. Avustralya'da geliştirilen bu mekanik, basit ve dayanıklı bir yapı sunmuş, CKD montajı veya ithal edilen araçlar yerel alıcılar tarafından tercih edilmiştir. Holden'ın mühendislik mirasının Türkiye'deki yansıması olarak görülmüştür.
Holden'in 1972 gamı Avustralya pazarına dört karoseri varyantıyla ulaştı: sedan, break, coupé ve utility. Omurga, 5,0 litrelik V8 motor tarafından destekleniyor ve 235 beygir gücü üretiyordu. Güçlü yapı ve geniş iç mekan, Türk ithalatçılarının Avrupa standartlarına karşı aradığı alternatifi sunuyordu.
1993'te Türk pazarına ulaşan Nova, dört karoseri seçeneğiyle sunuluyordu: sedan, station wagon, coupé ve üç kapılı. Motor gamı 1,4 litrelik 75 beygir ve daha güçlü 1,6 litrelik 105 beygirlik versiyonlardan oluşuyordu. Donanım seviyeleri temel modelden SL versiyonuna kadar uzanıyor, servo direksiyon ve merkezi kilit gibi olanaklar sunuyordu.
Piazza, 1986'da Türkiye pazarına ulaştığında, Holden'in yerel distribüsyon ağı aracılığıyla sunuldu. 1,8 litrelik motor 102 beygir gücü üretiyordu ve Isuzu tabanlı yapı, Ortadoğu iklim koşullarında güvenilir olması için tasarlanmıştı. Beş ileri manuel şanzıman standart donanımdı. Türk alıcılar için bu, Avrupa markalarına kıyasla daha uygun fiyatlı bir spor coupé seçeneğiydi.
Holden Suburban V8 1998, Avustralya'dan ithal edilen araçlar arasında, Türkiye pazarında sınırlı bir varlığa sahipti. 5,7 litrelik V8 motoru 255 beygir gücü ile yedi koltuklu bu araç, uzun mesafeler ve ağır yükler için tasarlanmıştı. İthalatçılar tarafından tercih edildiği dönemde, Amerikan mühendisliğinin güvenilirliği ile biliniyordu.
Torana 1969 Avustralya pazarına özgü bir kompakt olarak sunuldu, hiçbir zaman Türkiye'ye ulaşmadı. Holden bunu yalnızca Avustralya için ürettirdi, İngiliz Vauxhall mirasından yararlanarak. Motor 1,6 litrelik, 75 beygir gücü sağlıyordu ve ön çekişli yapısıyla şehir trafiğine uygundu. Basit ve güvenilir bir mekanik, Avustralyalı alıcıların pratiklik beklentilerine yanıt veriyordu