Burada ne bulacaksınız
Broşür PDF'leri, temel özellikler ve ilgili modellere bağlantılarla yıllık arşiv sayfaları.
Bu arşiv, 1948–1988 yılları arasında Citroën 2CV'ye ait 48 orijinal broşürü içermektedir. Koleksiyon, bu efsanevi Fransız otomobilinin ana varyantları aracılığıyla gelişimini belgelemektedir: orijinal 2CV, Fourgonnette, 2CV 4, Dyane ve Ami 6. Materyaller on bir farklı pazardan gelmekte ve bölgesel pazarlama stratejileri ile yerel uyarlamaları göstermektedir. Bu katalog, otomotiv tarihçileri, araştırmacılar ve bu araçın tasarım ve üretim tarihini anlamak isteyen meraklılar için değerli bir kaynak oluşturmaktadır.
Broşür PDF'leri, temel özellikler ve ilgili modellere bağlantılarla yıllık arşiv sayfaları.
Orijinal üretici materyalleri, ekipman ve seçenekleri tam olarak sunulduğu gibi belgeler.
Arama veya yıl tarayıcısını kullanın. Her broşür kartı tam PDF indirmeye bağlanır.
Ayrıntıları görmek ve broşürü indirmek için bir yıl açın.
1948'de Citroën, bu basit ama sağlam otomobili Avrupa pazarlarına sundu. Hava soğutmalı iki silindirli motor 375 cc'lik hacminde sadece 9 beygir üretiyordu, ancak yapısı aşırı ekonomi ve dayanıklılık için tasarlanmıştı. Burulma çubuğu süspansiyonu kötü yolları absorbe edebiliyordu. Türkiye'nin kırsal kesimi için bu, ilk kez erişilebilir motorlu taşıt anlamına geliyordu.
1953'te Citroën 2CV, Türk pazarına henüz ulaşmamıştı, ancak tasarım felsefesi zamanla buradaki alıcıları çekecekti. İki silindirli, hava soğutmalı motor 375 cm³ ve sadece 9 beygir gücü sunuyordu. Basit yapısı, bakım kolaylığı ve dayanıklılığı, Anadolu'nun zorlu yollarında ve sıcak ikliminde uyum sağlayacak şekilde düşünülmüştü. İşçi ve çiftçi için tasarlanmış bir araç.
1956 yılında Türk pazarlarına ulaşan 2CV, hava soğutmalı iki silindirli motor ile 375 cm³ ve 9 beygir gücü sunuyordu. Sedan ve kabriolet versiyonları arasında seçim yapan alıcılar, basit mekanik yapısı ve düşük bakım gereksinimlerini (10.000 km aralıklarında) değerlendiriyordu. Uzun süspansiyon, kötü yollardaki şaşırtıcı konfor sağlayarak dönemin Anadolu şartlarında pratik bir
1959'da Türk pazarına ulaşan 2CV, 375 cc'lik motoru ve 9 beygir gücüyle, Anadolu'nun zorlu yollarında sürpriz bir dayanıklılık gösterdi. Montaj lisansı henüz uzak olsa da, ithal örnekler hızla tarım bölgelerinde kendine yer buldu, sadeliğini bir güç olarak kanıtlayarak.
1961'de 2CV Türk pazarına henüz ulaşmamıştı, ancak İstanbul'un ilk ithalatçıları bu modeli hızla fark etti. Hava soğutmalı iki silindirli motor, 425 cc ve sadece 9 beygir gücü, Anadolu'nun zorlu yolları için mükemmel uyumlu görünüyordu. Basit inşaatı, bağımsız süspansiyon ve hafif yapısı, Türk ticari taşıyıcıları ve girişimcileri cezbetti. Zamanla, Citroën 2CV Ankara ve Gaziant
2CV, 1963 yılında Türk pazarına ulaştığında, 375 cc'lik hava soğutmalı iki silindirli motörü ile 9 beygir gücü sunuyordu. Bu basit ancak güvenilir mekanik yapı, Anadolu'nun zorlu yollarında ve Türkiye'nin hızla gelişen şehirlerinde pratiklik ve ekonomi arayan alıcıları için ideal bir çözümdü.
1964 yılında 2CV'nin hava soğutmalı iki silindirli motoru 9 beygir gücü ile çalışıyordu—basit, güvenilir ve sıcak iklime uygun. Hidropneumatik süspansiyon, Türk pazarında değeri bilinmeyen bir teknoloji olsa da, kötü yollar üzerindeki rahatı hemen fark ettiriyordu.
1966 yılında 2CV Türkiye pazarına henüz ulaşmamıştı, ancak batı sınırlarında tasarımı zaten efsane olmuştu: yatay boxer motor, 602 cm³, 9 beygir gücü. Daha sonra montaj tesisleri Türkçe pazar için üretim başlatacaktır, ancak bu yıl Avrupa'nın en ucuz mobilite sembolü olarak kaldı, ulaşılması güç ama çok arzulanan bir hedef.
Citroën Deux-Chevaux'nun Türkiye pazarına girişi 1967'de henüz sınırlıydı, ancak basit yapısı ve düşük maliyeti onu cazip kılıyordu. 602 cc'lik iki silindirli motor 18 beygir gücü sunuyordu ve Anadolu'daki kötü yollara karşı dirençli bir seçim gibiydi. Hafif yapı ve yumuşak süspansiyon, dönemin diğer araçlarından daha pratik bir alternatif sunuyordu.
1968'de 2CV Türkiye pazarına ulaşmaya başlamıştı, ancak ithalatı sınırlı ve çoğunlukla batı bölgelerine yoğunlaşmıştı. Yatay konumlu iki silindirli motor, 602 cm³ hacminde ve 9 beygir gücünde, basit ama sağlam bir yapıya sahipti. Katalogda sedan, kamyonet ve kabriolet versiyonları sunuluyor, uygun fiyatıyla ilk kez araç sahibi olmak isteyenleri çekiyordu.
İki silindirli, hava soğutmalı motor 602 cm³ hacimde ve yaklaşık 30 beygir gücünde, 1969 yılında Türk pazarında da Citroën 2CV'nin temelini oluşturuyordu. Hidropnömatik süspansiyon ve çatısı katlanabilir tasarımı, basit iç mekan—tümü sadelik felsefesine hizmet ediyordu. Montaj ve satış, Türkiye'de yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlamıştı.
1970'te Türk pazarına ulaşan 2CV, basit ve güvenilir tasarımıyla tanındı. Hava soğutmalı iki silindirli motoru 602 cc hacimle 9 beygir gücü üretiyordu; bu, şehir trafiği ve kırsal yollar için yeterliydi. Citroën renk seçenekleri ve iç döşeme varyasyonları sunarak, bu modeli sadece bir araç değil, bütün bir aile için uygun bir taşıt olarak konumlandırıyordu.
İki silindirli, hava soğutmalı motor 9 beygir gücüyle 2CV, 1971'de Türk pazarına ulaşmıştı. Basit yapısı ve düşük işletme maliyeti, özellikle kırsal bölgelerde tercih sebebiydi. Tuval çatılı bu araç, Anadolu'nun zorlu yollarında güvenilir bir seçim olarak kendini kanıtlamıştı.
Türk pazarına 1972'de gelen 2CV, basit ve güvenilir bir alternatif sunuyordu. Hava soğutmalı boxer motoru 602 cm³ ve 28 beygir gücüyle ekonomik ve bakım kolayı bir seçimdi. Gümrük engelleri nedeniyle ithalatı sınırlı olsa da, Citroën'in felsefesi—hiç gereksiz şey olmaksızın pratik ulaştırma—Türk tüketicilerin değerlerine uygundu.
Türk pazarına ulaşan 2CV, 1975 yılında hâlâ orijinal hava soğutmalı iki silindirli motoru taşıyordu – 602 cc'den 28 beygir üretiyor. İthalatçılar, bu aracın Anadolu'nun zor şartlarında nasıl dayanıklılığını kanıtladığını iyi biliyorlardı. Basitliği, mekanik güvenilirliğine dönüşmüştü.
Hava soğutmalı iki silindirli motor, 602 cm³ ve 29 beygir gücü ile 1976 modeli Türk pazarına ulaştı. Citroën'in basit ama sağlam mühendislik yaklaşımı, ithalatçılar ve erken benimseyenler arasında saygı uyandırdı. Bağımsız süspansiyon, Anadolu'nun zorlu yollarında beklenmedik bir konfor sağlıyordu. Yapım basitliği, bakım kolaylığı ve düşük işletme maliyeti, sınırlı bütçeli Türk
1977'de 2CV, Türkiye'ye yavaş yavaş girmeye başlamıştı—çoğunlukla diplomat ve yabancılar aracılığıyla. Hava soğutmalı iki silindirli motoru, 602 cm³ ve 29 beygir gücü, kağıt üzerinde mütevazı görünüyordu, ancak yapısı sadeliği kutsal tutuyordu. İstanbul ve Ankara'nın dar sokaklarında, bu küçük Citroën'ün çevikliği ve yakıt tasarrufu, Anadolu'daki ticari araçlardan daha değerliy
Türk pazarına 1979'da 2CV, sınırlı ithalatlar yoluyla ve daha çok batı sahillerindeki turist bölgelerinde görülüyordu. Hava soğutmalı iki silindirli motor, 602 cc ve 29 beygir gücü, sade mekanik yapısı sayesinde yerel tamirciler tarafından da anlaşılabilirdi. Fiat 131 ve Renault 12 arasında sıkışmış olsa da, 2CV'nin eşsiz karakteri onu unutulmaz kılıyordu.
1982'de 2CV, hava soğutmalı iki silindirli motoru (602 cm³, 29 beygir) ve üç karoseri seçeneği—sedan, break, kabriolet—ile Portekiz ve İngiltere pazarlarına sunuldu. Citroën'in tasarım felsefesi mekanik basitliğe odaklanmıştı; her parça uzun ömür ve kolay onarım için tasarlanmıştı. Yıl boyunca temel özellikleri değişmeden kaldı.
1984 yılında 2CV, Türk pazarına ulaştığında, basit ve dayanıklı yapısıyla dikkat çekiyordu. İki silindirli, 602 cc'lik hava soğutmalı motoru, güvenilir bir seçim sunuyordu. Dalgalı gövde panelleri ve tuval çatı, batılı lüks araçlardan radikal bir şekilde farklıydı, ancak bu da onun çekiciliğinin bir parçasıydı.
2CV 1985 modeli Türkiye'ye sınırlı sayılarda ulaştı: hava soğutmalı iki silindirli motor 602 cm³ ve 29 beygir gücü ile. Türk pazarında yerleşik markalar ağır baskı yapıyordu, ancak bu Citroën'in basit yapısı ve düşük bakım maliyeti onu cazibeli kılıyordu. İthalatlar daha çok diplomat ve iş adamlarının tercihiydi o dönemde.
2CV, 1986'da Türk pazarında nadir bir görüntüydü, ancak ithalatçılar aracılığıyla ulaşılabilirdi. 602 cc'lik hava soğutmalı iki silindirli motor 29 beygir gücü sunuyordu – basit ama güvenilir bir tasarım. Türk otomobil kültüründe, Anadolu yollarında ve şehir trafiğinde, Citroën'in bu efsanesi ekonomikliği ve sağlamlığıyla tanınıyordu. Avrupalı tasarımın ve Doğu Anadolu'nun prat
Motoru hava soğutmalı iki silindirli, 602 cm³ hacminde ve 29 beygir gücünde olan 1988 2CV, Türk pazarında kısıtlı da olsa ilgi görmüştü. Basit yapısı ve dalgalı çelik gövdesi, ülkenin sıcak ve çetin yollarında dayanıklılığını kanıtlamıştı. Bağımsız süspansiyon sistemi ise Anadolu'nun engebeli arazisinde rahat bir sürüş sağlıyordu.
Fourgonnette 3CV, 1969'da Türk pazarına Fransız ithalatı olarak ulaştı – sınırlı sayıda, ancak ilgi çekici bir alternatif. İki silindirli havalı soğutmalı motor, 602 cm³ ve 9 beygir gücüyle, ticari taşımacılık için uygun bir çözümdü. Basit mekanik yapısı ve düşük işletme maliyeti, Anadolu'nun küçük esnafına hitap ediyordu.
1970 yılında Citroën'in küçük ticari araç serisine dahil olan 2CV Fourgonnette ve 3CV versiyonu Türk pazarına yavaş yavaş girmeye başlamıştı. Hava soğutmalı motor ve basit yapı, tamir ve bakım maliyetlerini minimum tutuyordu. İthalatçılar bu modelleri esnaf ve küçük işletmelere cazip bir seçenek olarak sunuyorlardı.
Türk pazarına 1967'de ulaşan bu iki model, Citroën'in iki farklı stratejisini temsil ediyordu. 2CV'nin hava soğutmalı iki silindirli motoru basit ve güvenilir olup, Anadolu'nun yollarında tercih edilen bir seçimdi. Ami 6 ise 602 cm³'lik enine yerleştirilmiş motörü ile 28 beygir gücü sunarak daha modern bir alternatif sunuyordu. Her iki modelde hidrokinetik süspansiyon sistemi,
Motor havasız soğutmalı iki silindirli, temel versiyonda 9 beygir gücü, Dyane versiyonunda 12 beygir gücü — bu basit formül 1974'te Türk pazarında nadir bir seçenek oluşturuyordu. Hidropnömatik süspansiyon, hafif ağırlık ve sağlam yapı, Anadolu yollarında güvenilir bir yoldaş olabilirdi. Citroën'in bu minik otomobilleri Batı Avrupa'da yaşayanlar için sembol niteliğindeydi.
Pazar türk, 1977'de iki modeli yerleşik formlarında alıyordu: 2CV'nin 602 cc motoru 29 bg üretiyor, Dyane'nin 1015 cc'si 44 bg sunuyordu. Montaj veya ithalatın detayları belirsiz kaldığında bile, basit mühendislik ve hidropneumatik süspansiyon Anadolu yolları için pratik bir seçim sunuyordu. Her iki araç da ekonomik mobiliteyi temsil ediyordu.
Türk pazarında 1978 yılında 2CV ve Dyane, montaj ortaklığı ve ithalatla sunuluyordu. İki silindirli motor 602 cm³ hacminde 29 beygir gücü sağlıyordu – asgari gereksinimler için yeterli. Hidronik asılı sistem Anadolu'nun engebeli yollarında ve kötü şartlarda güvenilir performans gösteriyordu. Basit tasarım, Türk satıcılarının ve usta tamircilerinin tercih ettiği bir avantajdı.
Türk pazarına 1975 yılında gelen Citroën modellerinden 2CV 4, 602 cm³ hacimdeki hava soğutmalı iki silindirli motor ile gelirken, daha modern Dyane 652 cm³'lük motor ve yaklaşık 34 beygir gücü sunuyordu. Her iki model de Anadolu'nun yolları ve iklimi için uygun, basit mekanik yapısı ve düşük işletme maliyeti ile Türk müşterilerine cazip gelmişti.
İki silindirli, hava soğutmalı motor 602 cm³ hacim ve 28 beygir gücüyle 1977 AK'yı güçlendiriyordu. Basit yapısı ve bakım kolaylığı, Türk pazarında aranan özelliklerdi. Dalgalı çelik gövde ve tuval çatı, sıcak ve toz dolu yollarda dayanıklılık sağlarken, hafif direksiyon şehir trafiğinde pratiklik sunuyordu.
1980 yılında Charleston edisyonu Japonya pazarına ulaştığında, iki silindirli motoru ve karakteristik iki renkli boyası ile Citroën'in tasarım felsefesini yansıtıyordu. Dekoratif şeritler ve özel döşemeler, Türk piyasasında da sonradan tanıdık olacak bu modeli, yalnızca verimli değil aynı zamanda kişisel bir tercih olarak konumlandırıyordu.
2CV Cocorico, 1987'de Türkiye pazarına sınırlı sayıda ulaştı—çoğunlukla özel siparişlerle ya da ithalatçılar aracılığıyla. İki silindirli hava soğutmalı motoru 29 beygir gücünde, şehir içi sürüşü için yeterli ancak Anadolu'nun dağlık yollarında zayıf kalıyordu. Türk alıcılar için bu Citroën, Renault ve Fiat'ın daha güçlü ve pratik seçenekleriyle karşılaştırıldığında, nostalji v
1961'de Fourgonnette Türkiye'ye ulaştığında, küçük esnaf ve ticari taşıyıcılar için en ekonomik seçenek olmuştur. Yatay-karşıt iki silindirli motoru 375 cm³ ve 9 beygir güç sunuyordu. Basit yapısı ve hava soğutması, Anadolu'nun sıcak ve toz dolu yollarında güvenilir bir araç haline getirmişti.
Fourgonnette 1964'ün Türk pazarına ulaşması geç oldu, ancak küçük ticari işletmeler için pratik bir çözüm sunuyordu: aynı hava soğutmalı iki silindirli boks motoru, 602 cm³, 9 beygir gücü. İki şasi uzunluğu ve tuval ya da metal çatı seçeneği ile özelleştirilebilirdi. Bakım basit, yedek parçalar Anadolu'da da bulunabilirdi.
Fourgonnette Türk pazarına 1966'da ulaştığında, küçük esnaf ve tüccarlar için pratik bir çözüm sunuyordu. İki silindirli yatay motor 602 cm³'de 9 beygir gücü üretirken, hidroneümatik süspansiyon dar sokak ve kırsal yollarda istikrar sağlıyordu. Düz taban ve geniş yan açılış, İstanbul ve Ankara'nın dar sokaklarında manevra kolaylığı tanıyordu.
1971'de Türk pazarına ulaşan 2CV Fourgonnette, esnaf ve küçük işletmeciler için ekonomik bir taşıyıcı seçeneği sunuyordu. İki silindirli hava soğutmalı 602 cm³ motor 28 beygir gücü sağlarken, Citroën'in yumuşak süspansiyonu Anadolu yollarında konfor garantiledi. Kapalı kargo versiyonu veya açık platform seçeneği ile sunulan bu araç, düşük işletme maliyetleri ve sağlam yapısı sa
1983'te Türkiye piyasasına ulaşan 2CV France 3 Edition, hava soğutmalı iki silindirli motoru ile 29 beygir gücü sunuyordu. Citroën bu modeli bazı dönemlerde CKD montajı şeklinde pazarlamıştı. Türk alıcıları basit mekanikası ve düşük işletme maliyeti çekiyordu—lüks değil, güvenilirlik arıyorlardı.
İki silindirli hava soğutmalı motor, 602 cm³ yer kaplayan ve 28 beygir gücü üreten, Furgoneta'nın mekanik kalbidir. 1973'te Türk pazarına giren bu model, küçük ticari işletmeler ve dağıtım şirketleri için uygun bir çözüm sunuyordu. Ön çekişi ve basit yapısı, İstanbul'dan Ankara'ya kadar şehir içi taşımacılığında güvenilir bir araç olarak kendini kanıtlamıştı.
Motor hava soğutmalı iki silindir, 9 beygir gücüyle, 1985 Hello Dolly edisyonunda da sadık kalmıştır. Hafif çelik gövde ve hidropnömatik süspansiyon, şehir trafiğinde şaşırtıcı bir rahatlık sunuyordu. Bu özel versiyon yeni renkler ve iç döşemeler getirerek, pratiklik ve güvenilirliği hız üstüne koyan Türk alıcılarını çekiyordu.
1962'de Sahara, Türk pazarına ulaşmadan önce Avrupa'da duyum yaratmıştı: çift motor, dört çeker sistem. Her bir 375 cc'lik hava soğutmalı motor bağımsız bir aksele bağlıydı. Hafif gövde ve mütevazı güç, bunu kum ve çamurda ilerleyebilen ucuz bir araç yaptı. Üretim 1968'de sona erdi, sadece 400 civarında araç yapıldı.
İki silindirli hava soğutmalı motor, 602 cm³ ve 28 beygir gücü, 1981 yılında Arjantin pazarında 3CV'nin kalbi olarak çalışıyordu. Sadece 550 kilogram ağırlığındaki bu araç, mekanik basitliği ve güvenilirliğiyle biliniyordu. Soğuk iklim teknolojileri yerine, sıcak bölgelerde dayanıklılık ve yakıt verimliliği ön plandaydı.
İki silindirli hava soğutmalı motor, 12 beygir gücü ile sade ve güvenilir bir işletme sunuyordu. Beş kişilik kabin ve geniş bagaj alanı, Week-End'i pratik bir aile aracı haline getiriyordu. Citroën'in basitlik felsefesi her yapısal seçimde yansıyordu; karmaşıklık yerine uzun ömür ve erişilebilirlik vaat ediyordu.
Ami 6'nın 602 cm³ hacmindeki hava soğutmalı iki silindirli motoru 22 beygir gücü üretiyordu ve bu dönemde Türk pazarına giren araçlar arasında önemli bir yer tutuyordu. Ön çekişli tasarım ve basit mekanik yapısı bakım kolaylığı sağlıyordu. 1965 yılında bu Citroën, ekonomik ve güvenilir bir aile otomobili olarak Türk alıcılarının ilgisini çekmekteydi.
Arşiv, Citroën 2CV hakkında 48 orijinal belge içerir. Bu koleksiyon, birkaç on yıl ve farklı pazarlardan gelen broşürler, bayi katalogları, basın kitleri ve fabrika belgelerini içerir. Her belge arşiv için doğrulanmış ve dijitalleştirilmiştir.
Koleksiyon 1948'den 1988'e kadar uzanır ve 2CV'nin üretimi ve pazar varlığının dört on yılını kapsar. Dokümantasyon en yüksek üretim yıllarında en bol durumdadır. Bazı yıllar orijinal kaynakların mevcudiyetine bağlı olarak diğerlerinden daha fazla materyale sahiptir.
Evet, kesinlikle. Orijinal fabrika katalogları ve bayi belgeleri restorasyon işleri için çok değerlidir. Belirli üretim yılları için orijinal teknik veriler, donanım seçenekleri, renkler ve tasarım detaylarını belgelemektedir. Restorasyoncular bu tür arşivleri düzenli olarak danışırlar.
Evet, arşiv on bir farklı pazarı ve bölgesel varyantı kapsar. 2CV dünya çapında satılıyordu ve bu koleksiyon, farklı ülkelerin arabayı nasıl pazarladığını ve uyarladığını gösterir. Bölgesel broşürler, her pazara özgü donanım seviyeleri, seçenekler ve pazarlama stratejilerini ortaya koymaktadır.
Arşiv birkaç nesili belgelemektedir: orijinal 2CV, 2CV ve 3CV Fourgonnette, 2CV 4 ve Dyane, 2CV AK ve Ami 6 ile birlikte 2CV. Bu kapsam, modelin gelişimini ve üretim döneminde sunulan çeşitli gövde stillerini göstermektedir.
Arşiv sayfası belgelerin kendisine odaklanır: kaynakları, içeriği ve kaynak olarak tarihi değeri. Katalog sayfası 2CV'yi araç olarak tanımlar: özellikler, seçenekler ve teknik veriler. Burada belgeler konu; orada araç konudur.
Arşiv, yeni orijinal belgeler satın alındığında ve doğrulandığında düzenli olarak büyür. Yeni keşifler mevcut hale geldikçe dijitalleştirilir ve koleksiyona eklenir. Güncelleme sıklığı satın almaya bağlıdır, ancak koleksiyon sürekli genişlemektedir.